26 Aralık 2010 Pazar

Ve tanrı intihar etti hakkında DUYURU


Ve tanrı intihar etti;
Kitap hakkında
Bu kitap 1999 yılında yazılmaya başlandı. O sıralarda Kahramanmaraş’ta çıkarttığım gazete ve dergilerde kitapla ilgili reklam çalışmalarımda başladı. Bunu Kahramanmaraş ta beni tanıyan tüm arkadaşlarım bilirler. Önceki romanım olan “ Ruhların parmakları ” isimli roman ise 13 yılda tamamlandı. Bu iki eser gerek isim olarak gerekse muhteva olarak benim için sın derece önemlidir. Bir anlamda bu eserler benim hayat çizgimi gösterir.Hayata, hadiselere verdiğim değeri, eşya ve mekana verdiğim kıymet ölçüsü bu eserlerde yer alır. Bu sebeple okuyucularımın hassasiyetimi anlamlarını istirham ediyorum. Ama görüyorum ki daha eser çıkamadan birileri kitabın ismini alarak altına kıytırık şiirler yazıyorlar. Aslında kimsenin eseri için kıytırık demem. Sanata ve emeğe saygı duyarım. Ama bir başkasının ürettiği ismi alarak bunun altında başka şeyler yapan kişilere ne saygı duyarım ne de o kişinin sanatçı olduğuna inanırım. Şiire verdiği ismi benden çalan içeriğini de başka yerlerden çalar. Bu kişilerin baştan kıytırık olduğu, beleşçi olduğu, ortaya koydukları bu hezeyandan, dahası hırsızlıktan anlaşılır.
“ Ve tanrı intihar etti” ismi altında kim nerde ne kullanırsa kullansın. Bu orijinal kavram şahsıma aittir. Ben bunu ispat ederim. Ama eminim bu kişiler hırsızladıkları ismin kendilerine ait olduğunu ispat edemezler. En fazla iki yıldan beri kullanıyorlar bu ismi. Onunda sebebi bu isim Karakutu yayın evi tarafından internet ortamına atıldı reklam amaçlı. Bu kitap orada yayımlanacaktı. Ama naip olmadı bu zaman kaldı. İnternet ortamına düştüğünden sonra da birileri bu isimi kullanarak altına kıytırık şiir yazıp internete gönderiyor.
Bunu yapmayın. Sanata saygınız yoksa kendinize saygı duyun

19 Şubat 2010 Cuma

Firavun dönemi yaşıyoruz

Önce şöyle soralım. Hukuk baskı altında mı ?
Ergenekon dava sı açıldığından beri derin devlet, daha doğru ifade ile kendisine devlet süsü vererek karıştırmadık halt bırakmayan devlet içindeki üst düzey bürokrasi sürekli yaygara yaptı. Hukuk baskı altında ..
HSYK nın dün aldığı karar ile bir kere daha gördük ki Hukuk gerçekten baskı altında. Hem de ne baskı. Soruşturmanın ucu kendilerine yaklaştıkça hukuk paçavraya çevrilmeye devam ediyor
Hukuka güvem kalmazmış!
Sevsinler. Hukuka zaten güven kalmadı. Cumhuriyet kurulduğuna ve istiklal mahkemeleri tırpana dönüşmesinden bu yana zaten bu asil milletin hukuka güveni yoktu. Daha doğrusu bu hukuka güvensizliğin temeli devlet adına işlenen hukuk cinayetleri ile iyice sarsılmıştı.
Adnan menderes ve arkadaşları da hukuk şemsiyesi ile asıldı. Adına yasa dendi yargı dendi.
On iki eylülcülerde mahkeme kurdular. Sağdan soldan gençleri ipe gönderdiler adına hukuk dediler.
Yirmi sekiz Şubatta farklı bir hukuk ile binlerce insanı mağdur etti ve o yıllardan bu yana milyonları bulan meslek lisesi mezunların hakkını çiğnedi ama adına hukuk dediler.
Halende ediyorlar. Anlaşılmaz bir kin ve nefretle bu milletin değerlerine saldıran, hakaret eden bu hukuk camiası milletin başında demokrasin kılıcı gibi duruyor. Kim oldukları ne oldukları Millet tarafından bilinmez. Zaten kim ve ne oldukları da belirsiz. Bu dinsiz, milliyetsiz, kişiliksiz, kimliksiz, mezhepsiz ve meşrepsizler güruhu seksen seneden beri bürokrasiyi ellerinde tutuyorlar. Hukukçuda kendilerden general olacaklarda önceden belirli. Prof olacaklarda aynı deliğe işeyenlerden üst düzey bürokrasiye gelecek olanlarda. Hatta siyasi partilerin bile başına istedikleri kişiyi getirmekte mahirdirler. İlk defa rahatları kaçıyor. Kısaca yılanın kuyruğuna iyi basıldı kafası oynamaya başladı ama dönüp sokamıyor artık.
Halkın sandıkta seçerek iş başına getirdiği hükümetleri indirmek, kendi istedikleri seçilinceye kadar ülkeye kaos yaşatmak bunların birinci ve öncelikli görevleri. Bu sebeple “ durumdan vazife çıkarırlar”
Hukuk değil kendi ideolojilerinin devlete hakim olması kaygısından başka kaygı taşımazlar.. Ülke batmış, itibarı sıfıra düşmüş umurlarında değil.
Son olarak gündeme gelen HSYK nın bir sabah aldığı karar. Özel yetkisi savcıların yetkisini almak ve haklarında soruşturma açmak. Ne var ortada? Ne oldu? Aynı gün Yargıtay savcısının çıkışı, aynı anda Danıştay çıkışı. Bunlar hazırlanmış bir hukuk komplosu. Tek amaç hükümetin elini kolunu bağlamak.
Kendilerine yaklaşan gerçek hukukun önünü tıkamak.
Peki, kim bunlara “ dur diyecek”. Bu milletin tek güvendiği merci ne ordu ne hukuk ne da anayasa. Kendi seçtiği insanlara güveniyor. Parlamentoda bulunan milletvekillerinin tamamı da hangi partiden olursa olsun gerçekten bu millete vekâlet ediyorlarsa bu hassas noktayı iyi görmeleri gerekir. CHP den şahsen beklentim yok. Ergenekon izinin bir adresi de CHP ya çıkar. Zamanla göreceğiz bunu. Hatta eski cumhurbaşkanlarından Demirel, Sezer le de yolarlı çakışır bir özel yetkili savcıların. Hatta şu anda ise CHP genel başkanı ile ilgili ellerinde vesika da var bana göre. Demirel ve Sezer ile ilgili de var. Ama her şeyin sırası var. Kendilerine olan güveni sarsmamaları gerekir. Bu konuda hükümetle el ele vererek yargı reformuna gitmeleri ve sivil anayasa konusunda kendilerinin de katkılarının olmasını beklerdim MHP den. Bu olayları yarın halka anlatamazlar. Üstelik vakti ile aynı komploların kurbanı olmuş bir parti MHP
Ancak MHP den bu konuda yargıya ve hükümete destek gelmesini beklerdim. Tam da zamanı. Hakkında olumsuz etkileri atabilmesi için MHP kurmaylarının bu konuda kurmayca düşünmeleri parti olarak hükümetin yanında yer almaları gerekir. Şunu kesinlikle biliyorum ki MHP nin tabanı da bunu istiyor.
Bakalım zaman ne gösterecek.
Ülkenin görünen manzarası tipik bir Firavun dönemine benziyor.

13 Şubat 2010 Cumartesi

Avrupa telefonum

Türkiyeden beni eski telefonumlaarayanlara cevap veremiyorum. Bundan sonra beni arayacakalrın bu numaradan aramalarını rica ederim...004915204612496 Nolu

18 Ocak 2010 Pazartesi

üst siyaset ve fetullah gülen hocefendi

Üst Siyaset Ve Fetullah Hocaefendi
Bana sürekli hoca efendi ile ilgi sorular geliyor.
Hakkında ne diyorsun?
Neden Amerika da vs gibi
Benim çapım buna yetmez demekten dilim kurudu. Ama yinede bizde bir şeyler olduğunu sanan yarenler sormadan edemiyorlar. Son olarak “ mehdi geliyor com “ simli siteden böyle bir soru geldi. Oraya verdiğim cevabı biraz açmak istiyorum.
Fetullah hoca efendiyi seksenli yılların başından beri takip ederim. O dönemde kasetlerde konuşmaları dinlerdik. Doğrusu sahabeyi onunla anladım veya anladığımı sanıyorum. Allah razı olsun. Tarzı üslubu inancının sözlere sirayeti ile hoca efendi dini sevdiren imanı yeşerten bir alim zat. Siyasi manevraya gelince.
Hoca efendi bildiğimiz siyaset yapmıyor.
Bizim alıştığımız veya bize bu zaman kadar alıştırılan Demirel şeklinde şeytani, soysuz, çirkin, basit ve aşağılık siyasettir. Biz bunları gördük. Partiler arası sığ tartışmalar düşük tavırlar bayağı konularda bayağı tavırlar ile devlet adamı olmaktan çok basit aşiret reisleri gibi devlet yönetmeye kalkışan CHP silsilesinde ve mevcutta olan Baykal benzeri sözde siyasetçi adamlar gördük.
Bu sebeple ülkemizdeki partiler arasında, seçimden seçime , iktidar ile muhalefet arasındaki sürtüşmeleri siyaset olarak biliyoruz biz.
Onun neden Amerika da durduğunu bilmek için üst siyaset stratejisini de bilmek gerek. Hicretin anlam ve önemini ve dahi hikmetini bilmek gerek. Buları bilmeden konuşmak süfli mantığı harekete geçirir. Süfli mantık Demirel mantığı ile cevap verir buna. Zaten eleştirenlerde hep aynı mantıkla ve art düşünce ile yorum yapıyorlar. Bu sebeple hoca efendinin dünyayı saran siyasetini anlamak zordur. Sanırım milyonlarca ona gönül veren izinden gitmeye çalışanlarında binde biri hoca efendiyi anlamıyordur. Sadece bir nur görmüşler bunca insan seli o nur izinden koşuyorlar. Bunun adına anlamak denmez.
Burada misali Allaha sığınarak, kâinatın efendisinden, Allahın habibinden vermek istiyorum. Sahabeden kaç kişi Resulullah ’ı anladı? Kaç kişi onun hali ile halleşebildi? Kaç kişi peygamberliğin ulvi noktasını görerek Resulullah’ a saygıda kusur etmezlik etti. Bilemiyorum ama sayılarının fazla olduğunu da sanmıyorum İşte Bu sebeple hoca efendiyi de çok kişinin anladığını ve anlayacağını sanmıyorum.
Üst siyaset nedir?
Ve arkasından akla gelen şu olacaktır.
Üst siyaset bilmek hoca efendiyi anlamaya yeter mi?
Zahiri planda hoca efendiyi kısmen anlamaya yeter. Meselenin batini boyutunu kenarda bırakmayız. Üst siyaset iki boyutun onun şahsında pırıldaması ile mümkündür. Bu anlamda benim bildiğim kadarı ile dünyaya peygamberler hariç üst siyaset uygulayıcısı gelen fazla kimse yok.
Aklıma gelenlerden bazıları; Oğuz kağan, Ertuğrul gazi, Hoca Ahmet Yesevi ve son olarak üst siyaseti uygulayanlardan zahiri planda Recep Tayyip Erdoğan ve on beş seneden beri dünyanın dengesini değiştiren zahiri ve batini planda Fetullah Gülen Hoca efendiyi biliyorum.
Üst siyaset nasıl olur diye sorabilirsiniz.
Benim buna kısaca cevap vermek gibi bir kabiliyetim yok. Ancak Yunus Emre'den tasavvuf âleminin üst siyasetinden örnek verebilirim; “ Ete kemiğe büründüm / Yunus oldum göründüm “
Anlayan anladı herhalde