18 Ocak 2010 Pazartesi

üst siyaset ve fetullah gülen hocefendi

Üst Siyaset Ve Fetullah Hocaefendi
Bana sürekli hoca efendi ile ilgi sorular geliyor.
Hakkında ne diyorsun?
Neden Amerika da vs gibi
Benim çapım buna yetmez demekten dilim kurudu. Ama yinede bizde bir şeyler olduğunu sanan yarenler sormadan edemiyorlar. Son olarak “ mehdi geliyor com “ simli siteden böyle bir soru geldi. Oraya verdiğim cevabı biraz açmak istiyorum.
Fetullah hoca efendiyi seksenli yılların başından beri takip ederim. O dönemde kasetlerde konuşmaları dinlerdik. Doğrusu sahabeyi onunla anladım veya anladığımı sanıyorum. Allah razı olsun. Tarzı üslubu inancının sözlere sirayeti ile hoca efendi dini sevdiren imanı yeşerten bir alim zat. Siyasi manevraya gelince.
Hoca efendi bildiğimiz siyaset yapmıyor.
Bizim alıştığımız veya bize bu zaman kadar alıştırılan Demirel şeklinde şeytani, soysuz, çirkin, basit ve aşağılık siyasettir. Biz bunları gördük. Partiler arası sığ tartışmalar düşük tavırlar bayağı konularda bayağı tavırlar ile devlet adamı olmaktan çok basit aşiret reisleri gibi devlet yönetmeye kalkışan CHP silsilesinde ve mevcutta olan Baykal benzeri sözde siyasetçi adamlar gördük.
Bu sebeple ülkemizdeki partiler arasında, seçimden seçime , iktidar ile muhalefet arasındaki sürtüşmeleri siyaset olarak biliyoruz biz.
Onun neden Amerika da durduğunu bilmek için üst siyaset stratejisini de bilmek gerek. Hicretin anlam ve önemini ve dahi hikmetini bilmek gerek. Buları bilmeden konuşmak süfli mantığı harekete geçirir. Süfli mantık Demirel mantığı ile cevap verir buna. Zaten eleştirenlerde hep aynı mantıkla ve art düşünce ile yorum yapıyorlar. Bu sebeple hoca efendinin dünyayı saran siyasetini anlamak zordur. Sanırım milyonlarca ona gönül veren izinden gitmeye çalışanlarında binde biri hoca efendiyi anlamıyordur. Sadece bir nur görmüşler bunca insan seli o nur izinden koşuyorlar. Bunun adına anlamak denmez.
Burada misali Allaha sığınarak, kâinatın efendisinden, Allahın habibinden vermek istiyorum. Sahabeden kaç kişi Resulullah ’ı anladı? Kaç kişi onun hali ile halleşebildi? Kaç kişi peygamberliğin ulvi noktasını görerek Resulullah’ a saygıda kusur etmezlik etti. Bilemiyorum ama sayılarının fazla olduğunu da sanmıyorum İşte Bu sebeple hoca efendiyi de çok kişinin anladığını ve anlayacağını sanmıyorum.
Üst siyaset nedir?
Ve arkasından akla gelen şu olacaktır.
Üst siyaset bilmek hoca efendiyi anlamaya yeter mi?
Zahiri planda hoca efendiyi kısmen anlamaya yeter. Meselenin batini boyutunu kenarda bırakmayız. Üst siyaset iki boyutun onun şahsında pırıldaması ile mümkündür. Bu anlamda benim bildiğim kadarı ile dünyaya peygamberler hariç üst siyaset uygulayıcısı gelen fazla kimse yok.
Aklıma gelenlerden bazıları; Oğuz kağan, Ertuğrul gazi, Hoca Ahmet Yesevi ve son olarak üst siyaseti uygulayanlardan zahiri planda Recep Tayyip Erdoğan ve on beş seneden beri dünyanın dengesini değiştiren zahiri ve batini planda Fetullah Gülen Hoca efendiyi biliyorum.
Üst siyaset nasıl olur diye sorabilirsiniz.
Benim buna kısaca cevap vermek gibi bir kabiliyetim yok. Ancak Yunus Emre'den tasavvuf âleminin üst siyasetinden örnek verebilirim; “ Ete kemiğe büründüm / Yunus oldum göründüm “
Anlayan anladı herhalde

30 Aralık 2009 Çarşamba

Devletin Sırrımı? Yoksa Sırrın Devletimi!

Devletin Sırrımı? Yoksa Sırrın Devletimi!

Son zamanlarda kozmik oda tartışması, özel kuvvetler, vs gibi eskiden beri ismini işittiğimiz ama bir türlü hakkında sıhhatli bir bilgi edinemediğimiz bu yapı tartışılıyor. Bir hâkim içeri giriyor ve dokümanları belgeleri veya amiyane tabirler devletin sırlarını inceliyor!
Birçok soru var soru içinde, zaman inceliyor boru içinde. Ve Üstat Necip Fazıl Beyin ifadesi ile” Akıl olmazların zoru içinde “
Peki, anlaşıldı. Hassas bir mesele. Devlet sırrı bu oyuncak değil. Ama merak işte. Burada bir şeyin savcılardan bile gizleyecek kadar “ sır “olmasında kıstas ne?
Başka soru;
Devletin sırları var mı? Varsa neler olabilir? Bilimsel araştırmalarımı yapılıyor orada? Sahtekâr bilim adamlarının göz nuru çalışmalarımı korunuyor burada? İnsanlık adına bilim adına medeniyet adına atılan ciddi adımlar mı gizleniyor burada?
Devlet sırrı kimden korunur? Elbette yabancı ajanlardan ve yerli hainlerden. Peki Amerika tarafından kurulduğu iddia edilen ve yıllarca da Amerika Subayları tarafından eğitildikleri iddia edilen bir birimde nasıl bir devlet sırrı korunur acaba? Bir ülke başbakanının bile haberi olmadığı bir kurumdan Amerika’nın haberi var ise! Burada sırdan söz etmek ne kadar mümkün? Yoksa bu sır sadece bu ülke insanlarına mı karşı korunuyor? Yoksa bu sırlar bu ülkenin parlamentosuna karşımı korunuyor? Öyle ya irtica tahdidi diyerek vatandaşların fişlenmesini bu kurumda yapıyorlarsa bunun başka mantıklı izahı yok. Buradaki devlet sırrı değil, herhalde devlet içindeki “sır devletin” sırlarıdır.
Ayrıca Genelkurmay başkanlığına bağlı bir birimde ne gibi sırlar saklanır? Devletin sırları neden genelkurmay başkanlığında saklanmıyor da, bağlı bir birimde saklanıyor? Başka güvenilecek sağlam yer yok mu? Daha da önemlisi buradaki evrakların sır olduğuna kim karar veriyor? Darbe heveslisi generaller mi?
Başka sorula;
Savcılar neden içeri giremedi? Kim izin vermedi? Neden izi verilmedi? Sanırım savcıya güvenmediler devlet sırlarını? Öyle olmalı ki hâkim tek başına girdi içeri ve inceleme yapıyor. Peki, hâkime neden güveniliyor? Onun farkı ne? Bu “ güven” ortamını kim sağlıyor? Kimler karar veriyor? Filana güvenin, filana güvenmeyin.
Savcı cumhuriyet savcısı değil mi? Taraf olarak düşünürsek, Savcı Cumhuriyet taraftarı değil mi?

Son olarak. Tek başına bir hâkim on binlerce belge içinde ne yapacak? Ali babanın kırk haramiler mağarasında haftalarca durup paraları saydığı gibi herhalde hâkimde haftalarca kozmik odada tek başına ne yapabilirse onu yapacaktır.
Peki, ne olacak dersiniz? Bana kalırsa bir kişini ikna edilmesi daha kolay olacağı için, hiçbir şey olmayacaktır hâkimin elinde.
Göreceğiz birlikte.
“ Üst üste sorular soru içinde/ Akıl olmazların zoru içinde” Necip Fazıl

15 Aralık 2009 Salı

mehmet alperenin yeni kitapları


Turan İslam Devletinin kurucusu
Son cihangir Enver paşa
Tarihi roman

Tüm dünyanın üzerlerine gelerek yok etmek istedikleri yüce Türk milletini yeniden diriltmek için ana yurdunuz orta Asya’ya giden Enver paşa ve beraberindeki 25 Türk kurmay subayının gurur verici şahadetlerinin romanıdır.
Bu romanı okurken Türk milletinin yüceliğini bir kere daha anlayacak ve Enver paşanın şahsında bu yüce millete saygı duyacaksınız.
Rus arşivlerinden derlediğimiz belgeler ışığında hazırladığımız bu romanı okurken göz yaşlarınıza hakim olamayacaksınız.


270 sayfa renkli kapak
Üzeri fiyatı 8 EU
Toplu alımlarda % 70 indirim yapılır

mehmet alperenin yeni kitapları

1 - Kitabın adı
Kurtlar arenasında yalnız bir adam
Bir Veli sultan
Son başbuğ
O’ NUN HAKKINDA YAZILAN İLK ROMAN
O 33 yıl yıldız sarayında yalnız başına yaşadı. İslam âleminin 99. halifesi olarak tarihe geçti. Onun döneminde batının tüm yenilikleri ülkeye getirildi.
Buna rağmen
Yahudi’nin, sabataistlerin, batılı hokkabazların, Ermenilerin Rumların batı hayranı ne idüğü belirsiz sözde Türk aydını gafillerin el ele vererek tahtan indirdiler ve Osmanlı imparatorluğunun yıkımını sağladılar.
372 sayfa renkli kapak
Üzeri fiyatı 10 EU
İndirim % 70

27 Kasım 2009 Cuma

Yargı siyasete müdahale etmemeli

Yargı siyasete müdahale etmemeli
Sadece siyasete de değil.
Eğitime, elbiseye inançlara ve hatta yolda gidişimize kadar bu ülkede yargı her şeye müdahil. Kimsenin kimseyi elbisesinden dolayı yargılamaya hakkı yoktur. Hiçbir hukuk anlayışı ile kimse kendinde bu hakkı göremez.
Ama bu ülkede ideologlar yargı yolu ile binlerce kişiyi kılık kıyafetinden dolayı mağdur ediyorlar. Binlerce kişiyi de şapka yüzünden astılar.
Bu yargının siyasete sosyolojik yapıya ve inançlara müdahalesi değil de nedir.
Laikler, daha açık ifade ile laik ideolojinin arakasına saklanarak din düşmanlığı yapanlar yıllardan beri yargıyı askeri bürokrasiyi, bazı basın yayın kuruluşlarını, bazı gönüllü kuruluşlarını ve daha bir çok alanı elerline geçirmişler. Vakti ile suyun başını tutmuşlar ve bu gün insan hakları ve demokrasi alanındaki açılımları gördükçe ne yapacaklarını şaşırttılar ve adeta kudurdular
Şimdi de yargı kararı ile imam hatiplilerin yolunu kesmeye kalkmaları. Sadece imam hatipliler olsa. Meslek lisesi mezunlarının istikbalini kararın karar.
Bizde yargı bu işte. İdeolojik anlayışla temeli atılan bizdeki hukuk ve bunun icracıları ülkedeki tüm yüksek yargı kurumlarını ve hatta ülkedeki bir çok ilde ki baroların da yine aynı zihniyet tarafından kullanıldığını son zamanlarda daha iyi anlıyoruz. Gerek Ergenekon davasında ortaya çıkan yargı kaosu, gerekse İHL için alınan son kara. Tamamen ideolojik. Kendilerini bu milletin efendisi zanneden ve tipik firavun tavrı ile hayata ve hadislerle müdahil olan bu zihniyet temizlenmediği sürece bu memlekete ve parlamenter demokrasiye rahat yüzü yoktur.
İstanbul barosu başkanın son cümleleri ise tamamen Müslüman tahrik etmeye yönelik iğrenç bir ifade. Eşitlik eşit insanlar arasında olurmuş. Yani diğer anlamı İmam Hatipliler eşit değil. Daha başka ifade ile din mensubu insanlar kendiler ile eşit değil.
Ey şahsiyetsiz ve tarihten nasipsizler
Sizinde sonunuz gelecek merak etmeyin
Bunlar PKK gibi bir terör örgütünü bile kendi çıkarları için besleyen büyüten bu zihniyettir
Bu zihniyetin arkasında kimler var
Başta Siyonizm. Siyonizm’in kullandığı Türk asıllı ateistler.
Bunlardan bu memlekete bu zaman kadar en küçük bir fayda gelmedi. Bundan sonra da gelmeyecektir vesselam.

26 Kasım 2009 Perşembe

canın cehenneme Geert Wilders

İslam karşıtı ve bu nedenle Türkiye’nin AB üyeliğine sonsuza dek karşı olan . Türkiye’ye gelme hazırlığında imiş. Bu bay birde ağzından değilde gerisinden konuşmuş :
Hoşlanmasanız da dinlemelisiniz..”
Neden dinleyeceğiz seni? Benim derdim İslam la diyor. “ Yaa o zaman kimi karşına alıyorsun. İslam mensubu olan Müslümanları. Ama haspam oyun oynuyor. Derdi Müslüman ile değil İslam la imiş. Ne yapacaksın İslam’a. Hiçbir şey. İslam dinine düşman olmak demek, onun mensubu olan Müslüman’ın şahsında olacak demektir.
Siz Müslüman insanları ne sanıyorsunuz siz sahi. Bunu bu ülkede yılardan beri yapan sözde aydınlar ve sözde laikler var. Onlarda öyle derler. Namaz kıldınız da karışan mı oldu” Ama öte yandan kadını İslam dinine aykırı yaşaması için baş örtüsü düşmanlığı ile din düşmanlığı yapanlar var. Herhalde siz, Müslüman olmakla Müslümanlara savaş açmakla kendiniz akıllı sanıyorsun.
Sizin gibi tarihte Allah ’a savaş açanlar çok oldu bayım. İt ürür kervan yürür derler bizim burada. Tarih boyunca da itler ürüdü durdu. Ama İslam dini tüm asaleti ile, inananların yüreğin, ihya etmeye devam etti.
Her şeye rağmen Türkiye’ye gelecekmiş. Gel. Gel de boyunun ölçüsünü alda git.
Kâfirler için yaşasın cehennem.

Bu yapılan haksızlık hak aramak olamaz

Bu Haksızlık Hak Aramak Değildir.
Şu memur eylemlerinden bahsediyorum. Koca bir yılı bıraktılar bayram arifesinde eylem yaptılar. Herkesi perişan ettiler. Özellikle yolcular perişan oldular
Bu ahlaksızlık, bu edepsizlik, Daha da önemlisi bu ideolojik bir tavırdır ve resmen hükümeti zor durumda bırakmak amacı taşımaktadır.
Bu nasıl devlet memurluğu.
Bu hak aramak hukuk aramak değildir. Masumane değildir.
Üstelik masaya yumruk vurarak hükümete kabadayı tavır takınmak, seksen öncesi DİSK eylemlerini hatırlatıyor.
Bu memlekette milyonlarca işsiz var. Eğer bu adamlardan bir tanesi dışarıda olsaydı yapılan eylemler için aynen benim gibi düşünürdü
Elinize geçene şükredin
Baykal ve siyaset üslubu
Bu adamı dinlerken tüylerim diken diken oluyor. Savaş narası gibi. Her tarafı tahrik. Son zamanlarda da iyice dozunu kaçırdı. Fikir yok zikir yok işi gücü demogoji fitne ve üretmek.